ÖĞRETMEN ama bu torpaqlarda MÜELLİMELİKDİR vazifem...






23 Şubat 2012 Perşembe

YAPTIĞIN İŞİ SEVME, SEVDİĞİN İŞİ YAPMA

Meslek edinmiş insanları kategorilere ayırsak bir kısmı işini yaparken sevenler bir kısmı zaten sevdiği işi yapanlar bir kısmı ise ne yazık ki ne sevdiği için seçenler ne de yaparken sevememiş olup ömrünün bitmesini bekleyen esirlerdir.
Ne yazık ki çağımızın gençlerinin en büyük sorunu ideal eksikliğidir. Her hangi bir ilgisi bulunmayan, kafasında bir düşüncesi, kavramı, tutunacak dalı olmayan, kalbinde yaşamının kavgasını oluşturamamış binlerce milyonlarca kof zihin. Ve bu zihinler her şeyi bildiklerinden o kadar eminler ki. Facebook, Twitter, sosyomat,ekşi,inci,youtube, google vs.. onların (a)sosyal araçları. Onları yaşamdan koparan, zihinleri daha taptazeyken ve hiçbir bilgi daha doğru düzgün yer edememişken facbook da yapay kardeşler, twitter da binlerce sanal takipçiler, Youtube dan ise sahte gerçekleri öğrenip kendini hem sosyal, hem popüler hem de bilgili, kültürlü görebiliyorlar. Yetiş-e-meyen,yetiştirilemeyen ve en sonunda her sistemde var olan sınav çarkına girerek istemediği bir mesleğe dalan binlerce esir genç...
Sınavlara lanetler okumak, sanal sosyalliğimizle her duvara çemkirmek bizi sınavlardan ya da istediğimiz mesleklerden geçirmiyor. Real dünyada bizi her sistemde var olan ve olması kaçınılmaz olan sınavlar, kontenjanlar, denetimler, kademeler, yöneticiler ve daha bir çok sistem öğesi kucağını açmış bekliyor.
Ben de mesleğini isteyerek seçmemiş ve yeteneksiz, kalitesiz eğitimcilerin elinde sırf kalbimde var olan yaşam kavgamla ve zihnime kazıdığım idealimle sınavı kazandım. Evet istemediğim bir bölümde okudum ama çok şükür ki daha ilk yılımda mesleğimi sevdim. Ya sev-e-meseydim...
Yaşanmadan bazı şeylerin anlaşılamayacağı savı sadece savdır. Yaşanmadan da önümüzdeki insanlar sayesinde yolumuzu görebiliriz çukurları fark edebiliriz kaanlıkları onlar sayesinde aydınlatabiliriz. Çok geç olmadan zihinleri ve kalpleri taptaze olan genç kardeşlerimizin uyanması ve eğitimin keskin çarklarında ufalanmadan YA YAPTIĞI İŞİ SEVMESİ YA DA SEVDİĞİ İŞİ YAPMASI gerekmektedir yoksa sürgün bir hayat, esir bir beden taşır yaptığı meslek... Ve ne kendisine bir faydası dokunur ne de elinin altındakilere...

22 Şubat 2012 Çarşamba

MAKALE KONU LISTESI

Gunduz 1.sinif mesaim aksam da master mesaimle bakalim nereye kadar gidebilecegiz? Bu güzel memlekette aksam 5 te mesaime ragmen, haftanin 6 gunu calismama ragmen, bayan olmama, evli olmama rağmen ve birsuru rahatsizligimla bogusmama ragmen ve ayni hizla kilo almama:(ragmen...
Bazen ne ıse yarayacak sankı, nereye kadar yapabıleceksın kı, bu eziyete değer mi, ort.60 yıl olan ömürde mesainden sonra 1.5 saatlik yola değer mi... diye gezinen zihnimin tilkilerine rağmen....
Arkadaşların acıma dolu bakışlarıyla, yol eziyetiyle sırf alnımızın teri olsun diye başladığımız masterda 1 dönemi şükür bitirdik...
Her gidişimde bu gün vazgeçecem bir daha gelmeyeceğim diyerek gittiğim ama 5 ayı geçirdiğim yer...
Baya dertliymişim görüldüğü gibi.
Eee tabi sadece gitmekle olmuyor. Bilimsel araştırması, makalesi, tezi savunması var...(Düşündükçe vazgeçme isteğim artıyor.) Neyse fazla konuşmadan makale konu seçeneklerimi yazayım fikri olan olursa yazarsa sevinirim.
-İlköğretim öğrencilerinde hedef eksikliği
-İlköğretim öğrencilerinde saygı eksikliği
-İlköğretim öğrencilerine kitap okuma alışkanlığı kazandırmada kullanılacak yöntem ve teknikler
-Eğitimde denetimin yeri ve denetmenler
Bunlar şimdilik benim araştırıp da ilgimi çekenlerden oluşturduğum bir liste varsa öneriniz onlara da bakabiliriz.

RASPUTIN





Boney in - daha dogrusu Bobby Farrell in absurd hareketleriyle zihnime kazinan ve arada dinlemeyi sevdigim guzel ve sozleri ile de lginc- sarkisi.
Rasputin'i Vikipedi baska anlatir, Rusya karsitlari baska, eee ben de Sahsen tanimadim icin Boney in sarkisini sevdim icin hakkinda malumat vermeyip sadece muzige uyup zihnimde ayni absurdlugu de ben yapmaya devam edicim.Ra-rarasputiiin:)

13 Şubat 2012 Pazartesi

Sandra Bullock`tan beklenmeyen bir tarz

Sandra Bullock dediğimde aklıma ya romantik komedi ya da aksiyon gelirdi. Ve benim için çok da aman aman bir oyuncu değildi. Onun olduğu terazinin diğer kefesinde hep aklıma Julıa Roberts gelir ve Roberts'in kefesi fazlasıyla ağır basardı.
Ta ki bu filme rastlayana kadar.

The Blind side filmimizin adı. aslında Ekim gibi izledim ama buraya eklemediğim yeni aklıma geldi. Tamam Roberts'i hala geçmiş ya da kefesini bastırmış değil ama bu filmdeki oyunculuğuyla Bullock gözümde hızla yerini yükseltti:)Tabi benim gözüm sinema dünyası için olmasa da bi kaç arkadaşım tarafından iyi ölçüt olarak kabul edilir.
Filmi benim gözümde etkileyici yapan birinci öğe yaşanmış olması, ikinci öğe eğitimle alakalı olması,üçüncüsünü ise hatırlamıyorum:))Çok zevkli ve mesajı bol bir film.
Ama filmde mükemmel bir şekilde Hristyan ve Amerikan kültür propagandası yapılmış varoş zenciler temiz beyazlar. Zenciyi temizleyen beyazlar. Deterjan reklamına döndürdüm filmi. Bu mekanın saatiyle 00.24 te aklıma bu film geldi unutmadan yazıyım dedim. Yoksa biliyorsunuz hafızamın tozlu sayfalarına düşüp açığa çıkamayacaktı.
Selametle veee yine yazabilmek ümidiyle...

10 Şubat 2012 Cuma

AMIR KHAN dan EĞİTİM FİLMLERİ

Bir ara can sıkıntısıyla başlamış olduğum Kore dizilerinde tarihlerini, tarihin tüm dokusuna sadık kalarak anlatmalarına hayran kalmıştım.
Şimdi de Hint sinemasında Amir Khan ın iki filmiyle mesaj içerikli filmlerine hayran kaldım Bolywood un. Öğretmen olarak birinde gülmekten diğerinde ağlamaktan kırıldım şiddetle tavsiye ediyorum.

3 ıdıots hem eğitmen olarak sizi hem de umumi eğitim sistemini çemberine alan bir ironi abidesi.

Her Çocuk Özeldir se anlatılmaz yaşanır cinsinden bir film. Eğitmenden önce anne babaların da muhakkak izlemesi gerekir derim.Selametle..

30 Aralık 2011 Cuma

....


Yaşamak bazen harcamakla başlar bazen feda etmekle bazen de bencillikle...
Mutluluk bazen sevmekle başlar bazen kabullenmekle bazen de alışmakla...
Sevgi başlar ya yolun en başında ya da kursağında kalır öylece sessizce...
....

Tam olmak HUZUR u bulmak bazen imkansız bazense burnunun dibinde...
Acı olansa burnunun dibindeki huzuru göremeyen basiretsizliğimizde...
...

5 Aralık 2011 Pazartesi

YİTER YA! KİPATLARIMI VERİN Bİ DE SICAK ÇAY VERİN BANA:)

Eveeet sonunda şuraya iki kelam yazacak vakit bulabildim.
İnanmayabilir abartma diyebilir kızadabilirsiniz ama napim ben var ya iki buçuk aydır bi kipat bitirmedim:(
Temmuz sonu evlilik bir ay sonra yurttan ayrılık. (Ya o düğün arefesinde ve sonrasında 3 kitap okumuştuuum:) Sonra burda ev yerleştirme alışverişler ev sahibi falan bayram falan sonra okullar açıldı üstüne bir de bu yıl bana birinci sınıflar yani en enerjik sınıf verildi. Üstine olmadı eşimin beni iteklemesi sonucu master a başladım haftanın 6 günü eve kendimi zor attım. Pazar günü kendimi temizlik ve yemeklere adadım:)Bu arada burayı terk i diyar edip yemek blogu bile açmayı düşünmüştüm ki iki haftadır fırında yakdığım ürünlerle o da yalan oldu:S
O yukarıdaki kahramanımızdan hiçbir farkım kalmadııı:)):)Çok şükür..
Ya elimde bi kitap getirmiştim onu da burda bi arkadaş kaptı sağolsun hala dönmedi:)
şimdi buraya Söööz veriyorum bulup bi kitap biticiim:)-tabi bu arada masterdan iki sunum hazırlayıp sunmam ve de miniminilerimin üzerinde yoğunlaşmamada gerek ama söz veriyorum haftaya geldimde en azından bi kitabı bitireyazıciiim:)
Eee tabi arada yorgun düşüp eşimle oturup film izlediğim zamanlar oldu o filmcikleri de vakit bulursam yaziciiim.
Sadece hala bu yoğunlukda kilo vermeyip de alıyorum ya hayranım şu bünyemeee:)))
Apar topar yazdığım ne kadar da belli:)


Dönecem inş. ....