ÖĞRETMEN ama bu torpaqlarda MÜELLİMELİKDİR vazifem...






10 Ocak 2011 Pazartesi

KYK delisi:)

kızıyorum kendime ama Eminem dinleyesim var:(:(
nınını nı nının nı:)

3 Ocak 2011 Pazartesi

Sadece...


Sadece diyorum ki;
Beni Sensiz koma

Sadece diyebiliyorum ki
Beni SEnin yolunda olanlardan ayrı koma

Sadece istiyorum ki
Sensizlikle bu kıtmiri sınama

Sadece biliyorum ki
Sen olmadan ben kalırım yaya

Sadece hissediyorum ki
Sen varsın bu acizde

Sadece ben değil
Tüm zerratım benleşiyor
Ve diliyor Rabbim Seni
Senin Sevgini
Senin sevdanı
Hakikatını...

Ben bir Sadeceyim Rabbim
Sadece ben bir KITMİRİM Rabbim
Kimzsesiz değilim;
Bilirim ki
SEN varsın Rabbim...

2 Ocak 2011 Pazar

Sen-sen-sen



Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...

Yavuz Bülent Bakiler

27 Aralık 2010 Pazartesi

İSTANBUL HATIRASI...


Ahmet Ümit'in son kitabını okumak Aralık'da şükür nasip oldu. Yazın okumakdı niyetimiz lakin gezip tozup diğer önceliklerimi okumakdan ancak fırsat bulabildik...
Kitap eleştirisi falan değil niyetim bir balık kadar zayıf olan zihnimde kalanları buraya kazıyıp hafızam formatlanmadan bişeyler bırakmak...
Ahmet Ümit'i çok seven polisiyelerinin müptelası olan paranoyak bir okur olarak yazalım bakalım neler dökülecek eteğimizden...
Ümit'in Bab-ı Esrar,Beyoğlu Rapsodisi ve Kavim adlı kitapları benim favorilerimdir.Ne yalan söyliyeyim bu kitap sıralamayı değiştirir diye düşündüm. Ama tadı o kadar yavandı ki. Kitap öyle yavaş gitti ki... Bir ara bu kitap Ümit'in mi yahu deyip inceledim...
İçeriğindeki İstanbul Tarih bilgisiyle sizi fazlasıyla doyurduğundan dolayı kitap yarıda sönüp kalıyor. Siz bir de üstüne üstlük katili buldunuz zannediyorsunuz. Ama Agatha'dan hatırlayacağımız gibi asla katili tahmin edemeyecek duruma getirirdi Ümit. Bu kitap tamam bizi ters köşe etti ama sonuçta tahmin ettirdi. Ben gibi en avam bir okur bile tahmin yürüttüyse herkes yürütürdü...
Tarih bilgisi doyurdu dedik doygunluğun fazla gelmesinden dolayı 500 küsur sayfalık kitapta artık sayfa yemeler başladı... Hele Evgeniayla olan akşamlar rakı balık dost üçlemeleri fazlasıyla eee anladık teranameleriyle geçti... O geçen süreye hiçbir gizem farklılık ya da okurun farkındalığını çekecek bir şey konmamıştı...
Polisiyede herkesten şüphelenmez miyiz?En azından Agatha, Ümit-okuyamasam da Serbes- bunu sağlaıyordu. Ama Ümit bu sefer son 20 sayfada aklımızı başımıza getirdi ve elde tel tel dökülen kitabı canlandırdı.
Kurgu açısından son bölümde kopukluk var. Kopuklukdan kastımız oldu bittiye getirilmiş bir hava var. İstanbul hakkında öğrenilen çoğu şey havada kaldı. Tarih sevmeyen bi okur sonunda kahrolabilir...
Velhasıl kelam. İstanbul Hatırası Ahmet Ümit'e yeni başlayanlar için iyi olmayabilir. Ümit macerası başladığı gibi bitebilir...
Listemde yerim değişmedi. Ümit sıralamamda İ.H. sonda...

26 Aralık 2010 Pazar

YAZMALIYIM....


Gurbeti yazmalıyım... Yazmalıyım...
Ama yazamıyorum...
Yarışma var öğretmenler arasında gurbet konulu...
Yok mu acaba gurbet hissi diyecem,ama özlem burkuyor her an yüreğimi
Hasret yok diyecem ama vatanımın vuslatı süslüyor rüyalarımı...
....
Bakalım... Deneyeceğim...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hastalik...


Ah şu eller gurbet eller deyu bir türkü tutturur dilim ama öyle her an değil. Çoook nadir anlarda tekrarlar dilim bu parçayı. işte yine o nadir anlardan biri ANNE!
Ne çok zaman oldu senin yanında hastalanmayalı. Ne çok vakit geçti sana nazlanmayalı. Çoktandır iğne için peşimden koşanım yok. Akşamları neden bu kıza iyi bakmadınız diyen babam yok! Nice vakittir doktora sürüyerek götürenim yok. İstemeyip ayak dirediğimde arka çıkan bir babam yok. Kaç vakittir kendi kendimeyim işte. Yok ANNEM sen gibi kimsem yok!
Bu hastalık anlarında faranjit değil boğazımı düğümleyen senin şefkatinden yoksunluk düğüm düğüm oldu işte şu dar geçitte.. Gözyaşlarım yine tufan duygularım sel oldu bak yine...
İşte hastayım be anne. Bakmadım bakamadım ki yine kendime... Sen gibi soranım da yok ki burda. Kendi kendime kızıp içiyorum o acı otları, baldıranları...
Gözyaşlarım yine misafir bu gece... Senden uzaklık gurbeti hissettiriyor anne!