ÖĞRETMEN ama bu torpaqlarda MÜELLİMELİKDİR vazifem...






18 Haziran 2009 Perşembe

BEN DE ORDUMU SEVMEK İSTİYORUM

Genelkurmay Harekat Başkanlığı için hazırlanan belgelere müteakiben yapılan basın toplantısında Tuğgeneral Metin Gürak’ın açıklamasına bir gazeteci:”Böyle bir belgenin varlığı mı soruşturulacak yoksa nasıl sızdığı mı?” diye sordu. Günak ise konunun tüm yönleri ile incelenmesi dedi.
Şimdi belgelerde geçen şu ifadelere dikkatinizi çekmek istiyorum: “Ev baskınları yapılacak, bu baskınlarda alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin bu evlerde bulundurulması SAĞLANACAKTIR. Evlerde silah ve mühimmat bulunması SAĞLANARAK Gülen cemaati ‘silahlı terör örgütü’ ilan edilecek.” Ve daha bir sürü edilecek, sağlanacak, bulundurulacaklı edilgen ifadeler…
Şimdi de size bir insanı anlatmak anlatmak istiyorum..
Öyle bir insan düşünün ki gurbeti, ülkesinin özlemini, hasretini sırf ülkesi için milleti için sineye çeken…
Öyle bir insan ki bulunduğu bütün ortamlarda sözü millet, ülke, devlet, asker sevgisine getiren. Sevdası gönlünde ki bu ateşi sinesinden taşmış ta dünyanın 115 ülkesine giden yüreklere aksetmiş…
Öyle bir insan diyorum ki ne malı ne mülkü, ne de serveti olan… Ama dünyanın her yerinde ona açılan binlerce kapısı bulunan. Öyle bir insan ki bütün sevenlerinden sevdiklerinden ayrı düşse de yeni gönüller bulan yeni akisler edinen…
Öyle bir insan ki, şu küresel dünyada herkesin pay diye ortalıkta koşuşturduğu şu yeryüzünde dünyalık hiçbir yatırımı olmayan tek yatırımı insan olan… Ama hala ardından DEĞİRMEN SUYU hesabı yapılan…
Öyle bir insan ki ülkem devletim deyip gözyaşı döktüğünde bile gözyaşına iftira edilen…öyle bir insan ki 40 yıl önce bir cami kürsüsünde yüreğinin yanmalarını anlatmaya çalışırken şu anda dünyaya haykıran… ve dünya ona mukabelede bulunurken kendi insanı çamur at tutmasa da izi kalır kabilinden yaklaşan…
Söyleyen aynı, his aynı heyecan aynı… 40 yıl önceki aynı his aynı şuur… Buna inat 40 yıldır aynı görmezlik aynı karalama…
Düşmanlarına bile dua eden bir ağız… aç açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun diyecek kadar her düşünceye açık. Ama yine de karalanan anlaşılmamakta inat edilen…
Dünyanın 100 entelektüel listesinde zirveye çıkan ama ülkesinde bitirilme planları yapılan.. şu ana kadar dünyanın çeşitli üniversitelerinde adına sempozyumlar yapılan… ama ülkesinde üniversite de bir öğrenci bir ifadesinde ismine atıfta bulunsa hakarete maruz kalan…
Şimdi de başka şeyler söylemek istiyorum size.
22 yaşında üniversitesini daha yeni bitirmiş nice gençleri dünyanın neresi olsa fark etmez GİDERİM. Nasıl dedirtirsiniz? Avrupa’da bir Afrika da, kutuplar da bir Amerika da neresi olursa olsun yeter ki insan olsun… nasıl söylettirebilirsiniz. Ya da savaş en yoğun halindeyken Irak’a nasıl GİDERİM dedirtirsiniz. Afganistan, Pakistan, Kosova, Bosna… nasıl iç savaş çıksa bile dönmeyin dediğinizde –ki denmese de dönmezler- DÖNMEM dedirtebilirsiniz?...
Size soruyorum en iyi üniversitelerde okumuş yüzlerce öğretmeni hangi vaatlerle hangi servetlerle bu ülkelere gönderebilirsiniz… ya da liseyi bitirip adı sanı bilinmeyen bir ülkeye hangi gencimizi nasıl gönderebilirsiniz GİT diyebilirsiniz…
Gidilen müessese açılan hiçbir ülkede amaç asimile, ideoloji aşılama değil. Misyonerlik değil yapılanlar… şu an çoğu Türk Kolejinde yerli öğretmenler vazife yapıyor bir çoğunda yerli yöneticiler var. Ve en son artık meşale onlara emanet edilip bayrak onlara devrediliyor.
İşte bunlara öncülük eden fikirleri ile yapacaklara rehberlik edene reva görülense soruşturulmak… soruşturma bitip asılsız çıkınca iftiraya maruz kalmak. Olmadı ona destek olanları karalamak, ondan onun hareketinden bahseden gazetelere ambargo koymak..
İşte ben de o FG ci dediklerinizdenim. Son sınıf öğrencisiyim. Ve kimseye hayatımda –ci –cu demedim. Ve ben bu topraklara devletime hocalarıma vefamı nasıl gösteririm diye sancı çekiyorum. Ülkemi seviyorum devletimi milletimi seviyorum en yakın arakadaşım solcu onu da çok seviyorum yine yakın bir arkadaşım alevi onu da çok seviyorum ve biz dostluğun ötesinde bir kardeşlik yaşadık. Ve ben devletimin ordusunu da SEVMEK İSTİYORUM

18 Şubat 2009 Çarşamba

FACİRİN CESARETİ

Biz ısıtılmış gündemlerle uğraşaduralım. Özür dileyenlerin peşinden başka “ÖZÜR”lü kampanyalar başlatalım. Demokratik ülke ilkesini sadece söylemde bırakalım. Ve o aydınları kınayalım… Biz hala kendi içimizdeki düşmanlarımızla ve hala bu düşmanlarımızın taraftarlığını yapanlarla uğraşalım. Yargılanma esnasında yargıçlara hakimlere tehditler savuralım… Biz hala bizi birbirimize düşürenlere değil de lanetlerimizi birbirimize haykıralım. Biz hala eşitlikten bahsedipte çoğulculuğun peşinden koşalım… Cumhurbaşkanımızın soyunu merak edip o etnik kökenden gelen yurttaşlara ırkçılık yapalım. Biz hukuk devletiyiz deyip yargının birbiriyle uzlaşamamasıyla uğraşalım… başı örtülü diye kardeşlerimizi eğitim eşitliğinde yarı yolda bırakalım sonra da kendimizi “KİRACI” gibi hissediyorum ülkemde diyelim. Biz hala eroğlu erlerimizi “KANDİL” olsunlar diye kendi vatandaşımızın kararttığı dünyaya gönderip ardından gelen cenazelerimize ağıt yakaduralım…
Biz bunlarla uğraşalım… eşkıya uykusundan uyandı gene… hiç de sessiz olmadı uyanişi… bizimse ne SÜKUTUMUZDA BİR ÇIĞLIK yükseliyor ne de çıkan tiz sesimiz makes buluyor.FACİR öyle cesaretlendi ki,MÜTTAKI nin miskinliğiyle daha da azıyor. Azdıkça zulüm yağdırıyor. Aciz mü’minlerse intikam yemini ediyor.ne yapabilir? Tüm dünyaya kafa tutan azgın facire.Dünya muvazenesinde aktörlüğü bile tartışılırken bu azgın facire ne yapabilir?elindeki taşı tanklara fırlatırken gözündeki yaşı da miskin müttakilere gönderiyor ve belki de lanetini bizlere de savuruyor. Haykırıyor niye bu suskunluk…ağlıyor çocuklar tüm dünyaya bedel bebekler ve dünya duymuyor, mü’min duymuyor ne nato ne bm duyuyor insan olanın kalbi duymuyor ve GAZZE den bir feryat yükseliyor… asırlar önceki nebinin duasına sığınıyor ve RABBİM FACİRİN CESARETİNDE, MÜTTAKİNİN SE MİSKİLİĞİNDEN SANA SIĞINIRIM.
Altı aydır sesi kısılan eşkıyanın sessizliğinde meğer KATLİAM varmış. Ayan beyan günler öncesinden yığdığı tankları görmedi nankör dünya .Azdı artık eşkıya…
Haykır ey MÜ’MİN! Uyan ve harekete geç.elbet zulmedilmiş olmak zulmetmeyi meşrulaştırmaz ama sesini çıkar. SÜKUTUN ÇIĞLIK olsun yaksın tüm dünyayı… batsın yattığın yatak uyku girmesin gözüne kilitlendi ise elin kolun aç semaya avuçlarını ve bi kurşun yemişçesine titre…Haykır dua et…
Facir tüm cesaretiyle azdı YA RAB! MİSKİN MÜTTAKİLERİ UYANDIR YA RAB!